DJ Serhat Serdaroğlu - Türkçe Set Vol 1 (Club Mix 2014 Non Stop) [FREE DOWNLOAD]

13 Mart 2015 Cuma

Diyet için faydalı bilgiler 1 / Maydanoz - Limon Kürü

Yaz geliyor biz hanımlar hatta beyler, zayıflamak için karış karış internet sitelerini , gazeteleri , dergileri karıştırmaya başlamışızdır..

 Nişanıma 1-1.5 ay kala tartının üstüne bir çıktım ne göreyim 53 kiloya çıkmışım. Anaamm ! En fazla 50 kilo olmam lazım dedim.Diyet yapmaya başlayacaktım ki Nişan stresinden farkına varmadan 49 kiloya kadar düşmüştüm..Şu an tekrar kilo aldıysam da gene en fazla 1 kilo falan almışımdır.
Gerçi Normal zamanda da " senin diyete mi ihtiyacın var ya yürü git " dese de arkadaşlarım, ben kendim için daha fit , giydiklerim daha güzel dursun diye ideal kiloma kadar düşüyorum :) Eh bununla ilgili " çokta sıkı " bir diyet yapmıyorum yediklerime dikkat ediyorum o kadar .Geçen sene yazdığım hatta çok hit aldığım post'umu okumak için : Kilo verme ve Diyet Arkadaşım TIK TIK

Evet eminim ki bir çoğumuz bu Kürü biliyordur. Benim maydanozla aram iyi değildir. Sevgili Arkadaşım Nuray'ın diyet yapmasından ve faydasını görmesinden dolayı sizinle de bu bilgiyi paylaşmak istedim.

Gerekli Malzemeler ;

- 10 / 15 dal taze Maydanoz
- 1 adet Limon
-  Yarım bardak Su

,

Öncelikle maydanozları yıkayıp (dalları da dahil ) temiz bir kaba koyuyoruz.


1 adet limonu sıkıp su bardağına koyuyoruz,


Sıktığımız limonun üzerine su bardağını tamamlayacak şekilde Su ile dolduruyoruz.


Limonlu suyu , daha önceden kaba aldığımız maydanozların üzerine döküyoruz.Sonrasında ise blender'dan geçiriyoruz..Blender'dan geçirdiğimiz kürü , süzgeçten süzerek bardağa boşaltıyoruz.
Maydanoz -Limon Kürümüz hazır hale geliyor.

Afiyet olsun 

Bu kürü 15 gün boyunca sabah aç karnına içiyoruz. 15 gün sonunda 1 hafta bırakıp tekrardan 15 gün içmeye devam ediyoruz.15 gün bittiğinde kendinizde değişiklik fark edeceksiniz.

Nuray çok işe yaradığını söyledi benden söylemesi :)


Maydonoz- Limon Kürü'nün faydaları ;

1) Yağ yakıcı özelliği vardır.
2) Karaciğer yağlanmasına ve deri altı yağlanmasına karşı yok edici özelliği vardır..
3) Cilde parlaklık verir ve genç görünmenizi sağlar.


Dip not : Düşük tansiyon problemi olanlarda ve hamile bayanlarda kullanılmaması öngörülmüştür..

Saygılar..

11 Mart 2015 Çarşamba

Tatilsiz Tatil Planı Yapmak

Yıllık izin planlarımız geldi. Bu nedenden dolayı herkes bir koşturmaca da. Kimisi Balayı için nereye gideceğini düşünüyor , kimisi kız kıza bir tatil yapmak istiyor , Kimisi eşi ve çocuğuyla nasıl bir otel tercih edeceğinin araştırmasını yapıyor. Bu durum ne yalan söyleyeyim benim canımı pek bir sıkıyor..Sevgili arkadaşım Mehtap , tatilbudur 'da çalıştığı için ondan Antalya, Bodrum ne bileyim tatil yerleri olarak hangi otele gidilir , hangi beldesi daha güzeldir , herşey dahil veya ultra herşey dahil otellerin listesini çıkarttırıyorum , sağolsun kırmıyor ona göre liste çıkarttıp bana gönderiyor. Bende hemencik arkadaşlara söylüyorum , onlarda inceliyor ve gönül rahatlığıyla gidecekleri otelden rezervasyon yaptırabiliyorlar..Hani kelin ilacı olsa kendi başına sürer ya ben arkadaşlarımın tatilleri için elimden geleni yapıyorum ama kendime faydam olmuyor :(

Bodrum İsis Otel

Geçen seneden itibaren yıllık iznim 3 haftaya çıktı.Hadi bir haftasını içerde bırakayım.. Malum Allah izin verirse seneye evlilik düşüncemiz var. Nikah için sağlık raporu,ikametgah v.s için 1 gün ayırsam,Kına hazırlıkları ve kına eşyaları için 1-2 gün ayırsam , gelinlik için 1-2 gün ayırsam (ki hemen bulur muyum gelinlik ondanda şüpheliyim) , ev bulmak , evin temizliği v.s. derken bir hafta hoop geçer gider. Annem çalıştığı ve hafta içi izin kullanabildiği için bende hafta içi birer ikişer gün izin alıp o iznimi bitiririm diye düşündüm.. 2.haftasını hadi İstanbulda geçiririm. Haftaiçi halletmem gereken işler var onları hallederim ne bileyim bir yerlere gidelim .. Ama geriye kalan o 3. hafta ne yapcam bilmiyorum :( Sevgilim yeni işe başladığı için izin alması o kadar zor ki..

2012'de gittiğim ve hayran kaldığım hatta otel çıkışında " gitmeyelimmmm" diye ağladığım Bodrum İsis Otel fotoğraflarıma bakıyordum :( Bir nostalji olsun diye fotoğrafını yükledim...Ahh ah diye de iç geçirdim..

Antalya / Konyaaltı Plajı

Hadi otel' e gitme gibi bir planımız olmasın.Zaten balayında en güzeline gideriz...
Yıllık izin yazdığım tarih 20 Temmuz ile 27 Temmuz arası..17-18-19 Temmuz da bayram olduğu için birleştirip biryerlere kaçalım dedim sevgilime.3 gün bayram izni bir 3 günde alsa tamamdır 6 gün Antalya'ya kuzeninin yanına giderdik.Ama maalesef sonuç olumsuz :( Umarım şu bir kaç ay içinde değişiklik olur da sonuç olumlu olur. Aksi halde iki hafta İstanbul'da kalıcam.

İskenderun / Arsuz

Hadi Antalya'yı da geçtim bari Teyzemin yanına İskenderun/ Arsuz'a gideriz diye de düşündüm.. Ama sonuç olumsuz olunca isterse Şileye veya Ağva'ya gidelim hiçbirşey ifade etmicek.. Çalışmaya alışığım. Kazandığım Üniversiteye bile gitmeyip çalışmayı tercih ettim (sonradan pişman olsam da) 18 yaşından beri de iş dünyasındayım. 25 yaşındayım düşünün :) Evde 1 hafta durmak bile beni bunaltıyorken her iki iznimde de evde durmak beni delirtir..

Dua edin siz de Sevgilim için de bari üç gün de olsa izin alsın. Şimdi ben bunu kafama takar da takarım. Alt tarafı üç güncük :( Seneye Allah nasip ederse zaten evlendiğimiz de üç gün izin vermek zorundalar. O üç günü , bu seneye saysınlar ne olacak ki =( İstanbul'dan uzak durmak her ikimize de iyi gelecek. Bütün bir yıl çalışıyoruz. Seneye zaten koşturmacalarımız olacak. İyi bir stres atmak lazım. İstanbul'un o sıcağında evde o program benim şu program senin izleyemem.. Kış olsa bir nebze dersin ki , hava soğuk. Şu an bile hafta sonu evden dışarı çıkasım gelmiyor. Ama yazın insan evde duramıyor. Geçen sene de Sevgilim Askerden geldiğinde bir hafta çıkmıştım izne. O zaman dolu dolu geçmişti yapacağım işler vardı onları yaptım ama evde kaldığım zamanda oldu çıldıracak gibi olmuştum.

                                  Dualarınızı eksik etmeyin olur mu ? =(
                                  Saygılar...

7 Mart 2015 Cumartesi

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun



Birinin kadını olmak istiyor canım,

Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak,konuşulmamak,bakılmamak hatta!

Biraz korunmak biraz şımarmak...
Birkaç çeşit yemek yapmak,
İstiklal Caddesi’nde sıkı sıkı elini tutmak,
Belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek bi yerlerde,
Çay içmek,
Pazar sabahı kahvaltısı etmek,
Uzun uzun sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!
Neden mi?
Herkesin eli tutulmaz..
Herkesle film seyredilmez..
Herkesle çekirdek çitlenmez..
Herkesin kadını olunmaz da o yüzden!
İçinden gelmeli...
Hücrelerine kadar hissetmeli, DNA’larına kadar bilmeli insan!
Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz.
Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa kafa da hiç karışmaz ya olsun!
Oysa bazen tek bir söze ya da bir bakışa yıkılır bütün duvarlar...
Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bi ara..!
Sabahları uyandığımda “günaydın sevgilim” mesajları görmek istiyorum telefonumda.
Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum.
Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum.
Dayanamamak istiyorum!
Çalışırken düşünmek istiyorum sonra onu..!
Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara...
Gülümsediğim için daha çok çalışmak...
Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni hiç sevilmediğim gibi...
Biri o kadar çok sevsin ki beni hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun!
Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum “neredesin” diye “Hımm kim aradı bakayım” diye! Ben sormam ama korkmasın. O sorsun!
“Biliyor musun ne oldu?” ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur.
Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya dinlesin işte. “Ya evet çok mühim bir şeyler olmuş” falan desin bi de sonunda...
Şimdi ben istesem İstiklal Caddesi’nde birinin elini tutup gezemem mi?
İstesem benimle birlikte çekirdek çitleyip aynı anda film seyretmeyi de başarabilecek birini bulamam mı bi arasam?
Şimdi ben yalnız olmak istemesem yalnız olur ve bunları da yazıyor olur muydum?
Hiç sanmam!
Birinin elini tutmakla birinin elini sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!
Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da tutmuş gibi yaparsın işte.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulmazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.
Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal Caddesi’ne gitmeyeceğim!
Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım!
Repliklerin bir anlamı yoksa kimseyle film seyretmeyeceğim.
Zaten çekirdeği unutsun bile, asla olmaz!
Birinin kadını olmak istiyor canım; biraz korunmak biraz şımarmak...
Çekirdek mutlaka olsun!

6 Mart 2015 Cuma

Dünürlerimize Ailecek İlk Ev Ziyareti

           14 Şubat'a iki hafta kala Sevgilimin ailesi bizim eve tanışmaya gelmişti ( TIK TIK ) Ardından Nişan törenimiz oldu ve sıra bizim onlara gitmemiz kalmıştı :)  Sevgilim bana (hala daha Nişanlım diyemiyorum :)) "Aşkım pazar günü müsait misiniz Annemler sizi bize davet ediyor " dedi. " Aşkım annemin izni perşembe hafta sonu gelmemiz çok zor olur " dedim. Konuştuk ve kararımızı perşembeden (dün) yana kullandık.
           O günü bir heyecan bir sabırsızlıkla beklemeye başladım..Salı günü öğleden sonra durduk yere boğazım ağrımaya başladı gelip geçicidir diye düşündüm. Ne gelip geçicisi bildiğiniz grip oldum. Salı günü eve gittim , ilaç içtim , nane limon yaptım , boğazım ağrıyor diye bal limon yaptım ve saat 21.30 da uyuyakaldım. Ertesi gün gözümü açtığımda baktım hala daha boğazım yanıyor " şifayı kapmışım " dedim. İş yerine gittim halsizlik yok diye şükrediyordum bu sefer boğaz ağrısı yerini gribal enfeksiyona bırakmaz mı? Sürekli hapşırıyorum , hapşırdıkça gözlerimden yaş geliyor.İnatta ettim eve gitmeye gerek yok diye. Şu an nasılsın diye bir sorun :) Hala daha aynıyım bir değişiklik yok. Millet iyileşmeye doğru gider ben kötüleşmeye doğru..Bir de benim test edilmiş onaylanmış bir allerjim var hem de toza karşı. Bizim iş yeride ne kadar temizlenirse temizlensin sürekli toz kalkıyor :(

          Perşembe günü iş çıkışı eve gittim hazırlandım ve Dünürlerimizin evine doğru ilerledik :)
Evlerine gittiğimiz de sıcak bir karşılama yaşadık.Ben kimseyi öpmiyim dedim ama İlhan amca ve Kayınpeder haricinde ki hepimiz hastaydık =)

Önce salonda biraz oturduk sonrasında çok vakit kaybetmeden sofraya geçtik.Sevgi Teyzenin Menüsü ; Yoğurt Çorbası , Bezelye , Pilav , Fırında Patates Tavuk , Zeytinyağlı Yaprak Sarması , Yoğurtlu kırmızı biber , Salata ve asitli asitsiz içecekler :) Valla Sevgi Teyze Annemden iyi olmasın el lezzeti çok güzel . Gerçekten çok iyi yemek yapıyor ya. Hemde hasta haliyle bu kadar çok şey yapmış " biz bu kadar alışık değiliz yemeye " desekte Sevgi teyze dolduruyorda dolduruyordu tabaklarımızı :) Eee ben gelin kızım yardım da ediyordum hani :) bende hasta halimle boş boş oturmadım.

Tabii yiyeceklerimiz bunla sınırlı değildi. Biz giderken Pasta almıştık Sevgi Teyze ' de Revani yapmış. Üzerine kuruyemiş ve meyve de yedik.Artık şiştikçe şiştik tabi ben o kadar çok yiyemedim bir de hastalığım coştu :( Benim böyle tüylü , halılı yerlerde allerjim fena halde coşuyor. Bizim evde kilim falan var onlarda küçük ama Sevgilimin evlerinde halılar olduğu için benim burnum tıkanmaya , başım ağrımaya , gözlerimden yaşlar gelmeye başladı :( Saat 20.00 gibi gitmiştik 23.00'a doğru kalktık iyi olsam daha dururdukta ben pek iyi değildim.



O güne dair tek fotoğrafımız baksanıza hastalıktan betim benzim atmış :(

Nişanımdan konuştuk , ailelerden konuştuk . Kısacası şu ki biz dünürlerimizi çok sevdik onlar da bizi. Ailelerin anlaşması bana göre herşeyden önemlisi..İki insanın birbirini sevmesi ve anlaşması evet çok güzel bir duygu ama iki insanın ailelerinin anlaşması bence daha da güzel bir duygu. Anlaşmazlıklar olduğunda bu ayrılığa kadar gidebiliyor çok şahit oldum. Bu yüzden Allah'a şükrediyorum , gönlümüze göre verdiği için. Umarım hep böyle devam eder.

                                                    Saygılar...


2 Mart 2015 Pazartesi

Beni Böyle Sev Final

İzlediğim diziler hakkında pek fazla yorumda bulunmuyorum.Fakat Trt 1 ekranlarında yayınlanan Beni Böyle Sev dizisi hakkında yorumda bulunmamak elde değil..

Çok severek izlediğim bir diziydi ne yazık ki final yaptı.Sevgilimle hiçbir ortak dizimiz yoktur bizim ( gerçi Sevgilim pek fazla dizi izlemez) ama bu dizi ikimizinde ortak dizisiydi.


Ömer'le (Alper Saldıran ) Ayşem'in (Zeynep Çamcı )sevgi ve saygı çerçevesinde yürütttükleri evlilikleri ,


Reyhan'la (Burcu Altın) Mazhar'ın (Umut Kurt) deli dolu aşkları.( ki benim diziyi izleme sebebim Reyhandır ) Onlar birlikte olmak için çok uğraştılar..Sonunda da nişanlandılar hatta Reyhan'ın "Nişanlıcığım " demesi benim de dilime dolandı :)

 Fahriye'nin (Bala atabek) mimikleri ve yorumları ,


 Haluk abi'nin (Erdem Akakçe) hem hızlı konuşması hem söylediğinden birşey anlaşılmaması hemde deli deli hareketleri..

Finali de güzel yaptılar Metin'in annesine kavuştuğu sahne ay nasıl ağlattı beni anlatamam :( Bazı eksiklikler vardı.Mesela Reyhan'la Mazhar'ı evlendirebilirlerdi , Ayşem hamileydi çocuğu doğabilirdi, Fahriye bekardı onu biriyle birlikte yapabilirlerdi...Orhan Gencebay'ın şarkıları hep çalınıyordu konuk oyuncu olarak final bölümünde gelebilirdi..

Bu diziyi çok özlicem hem diziyi hemde şarkılarını.Şarkıları da pek bir duygusal oluyordu insanın ağlamayacağı varsa da ağlıyordu ya :)

Umarım böyle bir ekip yine bir araya gelir :)

                                                                   Saygılar

24 Şubat 2015 Salı

Sevgili Günlükcüm / 19

                                                              24.o2.2o15  /  Salı

Sevgili Günlükcüm ,

14 Şubat Nişan Törenimizin ardından üzerimden çok büyüüük bir yük kalktı.. Kız isteme , Söz ve Nişan telaşını kimse yaşamadan bilemezmiş onu anladım.. Son günlerde iştahımın kesilmesi , olur olmadık yerlerde ergenüsler gibi sivilcelerimin çıkması,  çabuk sinirleyip parlayan ve hemencecik sönen ben bir sinirlenince bir daha sönmez olmuştum.Daha bir sürü şey.. O gün gelip çattığında ise yapmış olduğum o kadar stres,o kadar heyecan bir anda sönüvermişti.Sanki o anları ben yaşamıyor gibiydim , bir rüyaydı sanki :) Hani derlerdi de inanmazdım ,bitecek gidecek sen anlamayacaksın diye. Valla ne yalan söyleyeyim ne olup bittiğini inanın ki anlamadım. Bir baktım isteniliyorum , bir baktım yüzükler takılıyor , bir baktım pastayı kesmişiz.. Serhatıma yüzükler takılınca döndüm " bu kadar mıydı ben hiçbirşey anlamadım " diyorum :) " Valla bende anlamadım " diyordu.
Ertesi gün ağzım kulaklarında uyanmışım , kahvaltı yapıyordum . Haberleri okuyayım dedim ki Özgecan'ın haberini gördüm. Evet herkes facebook , twitter sosyal medya üzerinden hep paylaşmışlar fakat benim herhangi bir sosyal medya hesabım olmadığı için haberleri çok geç gördüm.Bir de koşturmaca halinde olduğum için inanın telefonu bile elime alamaz olmuştum..Gerçekten çok üzüldüm gencecik bir kız . Kimsenin kaderinde tecavüze uğramak veya ne bileyim öldürülmek yoktur. Allah iyiyi ve kötüyü ayırt etmen için akıl verir ama bazı insanlar (ki hakaret etmek istemiyorum ) bunu kullanamazlar...Buradan tekrardan ailesine başsağlığı diliyor, Allah sabır versin diyorum..Bu kadın cinayetlerinin ardından bir de Çengelköy'de ki şizofren adam'ın karısını öldürmesi , cesetini çöp konteynırlarına atma haberi de gündeme gelmez mi. Çengelköy'ün neresinde diye soruşturuyordum , bizim eve çok yakın bir yerde olduğunu gördüm. O günden sonra oradan her geçtiğimde o kadar korkuyorum ki :( Yemin ederim sokakta yürümeye korkar oldum.Biz çocukken alıp başımızı başka mahallelere giderdik , sahilde bisiklet sürmeye paten kaymaya giderdik şimdi bırakın çocukları dışarda görmeyi , kendim bile hava karardığında , işten çıktığımda yürümeye korkar oldum. Sürekli sağıma soluma dönüyorum arkamdan biri geliyor mu diye bakıyorum..Etrafımızdakilerin korkusundan biz şizofreniye bağlıyoruz..

Neyse biraz güzel şeylerden bahsedelim ..

                               

17 Şubat Salı günü. Haberlerin "kar geliyor " diye bas bas bağırdığı bir güne uyanmıştım. Salondan bir baktım ki ne göreyim hava kar'lı değil tam tersi güneşli :) Shop yaptığım için bu kadar belirgin olduğunu düşünmeyin İstanbulda yaşayanlar bilirler bildiğiniz hava günlük gülistanlıktı :) Neyse bizde arkadaşım Sevdayla haberleştik işe giderken ve dönerken onunla birlikte gidip dönüyorum bizim evin bir alt sokağında oturuyorlar."Canım arabayı alacak mısın hava da güneş var ama " dedim. Sevda ' da " Bende baktım hava güzel gibi arabayla aynı saatte buluşalım " dedi. Okeyleştik. Evden çıktığımda kutuplardaydım sanki "kar soğuğu" dedikleri soğuk resmen vardı. Mesai başladı öyle ki biz arkadaşım Nurayla cam kenarında oturduğumuz için güneşli havalarda perdeyi kapatsak bile ekranımıza çok güneş vurur gözümü kısarak bir sağa bir sola kaya kaya işlerimizi yapmaya çalışırız. 

                                         

Yine ogünlerden biriydi perdeyi kapattık bir anda hava karardı dedim herhalde yağmur yağıyor perdeyi ucundan bir açtım nasıl kar yağıyor anlatamam. Yerlerde kupkuruydu bir anda dolmaya başladı.Bizim bölümdekiler bağırıyor " Yağmur perdeyi aç perdeyi " diye :) Velhasıl kelam romantik romantik kar yağışını seyrettik..Herkeste de bir umut vardı " acaba erken çıkartırlarmı hazır bugün okullarda açık " diye. Normal şartlarda yarım saat veya 1 saatte olsa yerler çok doluysa , okullar açıksa İstanbul'un meşhur trafiğini çekmemek , yollarda kalmamak adına bizi erkenden çıkartıyorlardı ama ne oldu dersiniz :) Kendi mesai bitiş saatimizde çıktık. Bizim evimiz yakın amenna fakat uzakta oturanlar ne yaptı bilemiyorum ki bizim şirkete Sultangazi'den bile gelen var. Ogünün acısını ertesi gün çıkarttılar.Çarşamba günü 14.00'da çıkarttılar perşembe günü çağrı merkezi  ve kalite bölümü dışında kimse gelmedi. Şirket resmi tatile girdi =D



Salı günü annem işten döndüğünde beraber çıkıp kar topu savaşı yaptık. Daha doğrusu yaptığımızı sandık :) İki kişi de pek zevkli olmuyor ki. Bir de annem bana atmaya da kıyamıyor. Ana yüreği işte.. Bir ara ilhan amca balkona çıktı oradaki karlardan kar topu yapıp bize atıyordu o denk getiriyordu bize ama bizim 2. kata denk getirmemiz hiç kolay olmuyordu :)
Çocuklar gibi şendim valla ne yalan söyleyeyim. Kar güzeldir fakat öğrenci olduğunda veya çalışmadığında. Çalışınca insan eve gitme derdine düşüyor " nasıl gidicem , düşer miyim , taksiye binsen gider mi " diye düşünmekten kar'ın keyfini çıkaramıyorsun..Bir 15 dakika da olsa çocukluğuma döndüm :)


21 Şubat Cumartesi günü yoğun kar yağışını geride bırakıp güneşli bir güne merhaba dedik. Daha doğrusu o günü şöyle anlatıyım.Telefonumun alarmını her gün her gün kurmaktansa hafta içi programına ayarlıyorum. Fakat bir gün öncesinden saati kurmayı unutan ben cumartesi günü arkadaşımın mesajıyla uyanıpta evden koştur koştur çıktım.. Gece don olmuş bu yüzden yerlerin jilet gibi kaydığını hiç fark etmedim.. Bir kaç adım kalmıştı anayola çıkmama birden bire elim kolum ayağım ayrı oynayaraktan ahtapot gibi ilginç hareketler yaparak düşüyordum ki son anda durdum :)  Hiç bozuntuya vermeden ilerlemeye devam ettim arkamdan gelenler kahkayı patlatmıştır çünkü sonradan düşününce kendi halime bende çok güldüm :)

                                 

Yarım gün mesainin ardından Sevgiliyle buluştuk.Çengelköy'ün Veliahtları olarak beraber gitmediğimiz yer kalmasın diyerekten Çengelköy Sütiş'e gittik ..Daha önce bununla ilgili post yazmıştım okumak isteyenler için Abdullah Ağa Yalısı Çengelköy Sütiş.

O kadar kalabalıktı ki anlatamam :) Allahtan iki kişiydikte yer bulmakta sıkıntı yaşamadık.
İçeri girdiğiniz an tüm çalışanlar size " hoşgeldiniz " diyor. Hemen kapıda kaç kişi olduğunuzu , içeride mi dışarı da mı oturursunuz diye soruyorlar ona göre yer gösteriyorlar. Biz dışarda oturmak istediğimiz için hemen iki tane (bi tanesi taş gibi) hatunun yanına geçtik. Arada sadece elim kadar mesafe vardı. Neyse ki benim Sevgilim ya bana bakıyordu yada telefona sıkıntı yaşamadık :) Göz ucuyla bile baktığını görsem " bak bak" muhabbetini yapmaya başlıyordum.Ona da diyorum " ya bari sevgiliniz yanındayken bakmayın dışarıda zaten bakıyorsunuz bizde salak değiliz ya 'yapmaz öyle şey'demeyiz ya " diyorum. :) Haksız mıyım yani. Ben bilmem eşim biliride izleyince sürekli bundan yakınanları görüyorum ..

İki sıcak çikolata yanında da kurabiye ikramıyla Sevgiliyle bugünün tadını çıkardık. Havaların ısındığı bir gün kahvaltı için gitmeyi düşünüyoruz.

                                                          Saygılar..

16 Şubat 2015 Pazartesi

Nişan Törenimiz ♥

Hayatımızın en güzel ve en özel Sevgililer Günü oldu ♥

Aksilikler o gün hiç peşimizi bırakmadı diyebilirim. Nereden başlayacağımı bilmiyorum artık bir yerlerden bağlayacağım :) O gün sabah kalkıp temizlikler yapıldı. İşlerimiz bittiği zaman Fatoş teyzemle birlikte kuaför yolunu tuttuk.Çengelköy merkezde annem daha önceden bir kuaföre " Kızım ve Kız kardeşim saat 15.00 gibi gelebilir" diye randevu almış. Daha doğrusu randevu değil öyle bir söylemiş.. Biz Fatoş Teyzemle bize yakın yol üstünde Oğuz Yalçın Kuaföre gittik girmeden önce de konuşuyorduk " kalabalık değilse gireriz kalabalıksa merkeze kadar yürürüz"dedik. İçeriye girdiğimiz de bayağı bir kalabalıktı ve o kadar kişiye 2 kişi nasıl yetişiyor anlamadım.."Topuz ve fön çektirecektik çok beklermiyiz " dedik. "Yok efendim hemen alırız " dediler.Bizde okeyledik. Benim saçım yıkandı kurutuldu yavaştan yapılmaya başladı. Benim işim bitti teyzemin alt tarafı 15 dakikalık küt saçını bir türlü araya sıkıştıramadılar.Bir de french için daha fazla bekleyemedim yani kız amenna çok güzel makyaj yapıyor fakat makyaj yapıyor bir yandan da durup durup birşeyler konuşuyor.(Farklı müşteriyle) Teyzeme "gidelim ben daha fazla dayanamıcam" dedim. Kavga ederek çıktık. Bir de sahibi " ama sizin saçınız oldu " tarzında konuşmaz mı ? Yani parasıyla gidiyoruz bedavadan değil.Zaten istediğim gibi de olmadı...Neyse bir daha asla gitmem gidipte memnun olanlara da hiç birşey demiyorum ama inanın bir bayan randevu almasına rağmen 2.5 saat beklemiş söyleyeyim.Bizim zaten kızgınlığımız hemen alırız demeleriydi deselerdi " hanımefendi çok yoğun 1 saat sonra gelin " diye biz amenna hiçbirşey demeden çıkardık.. Üstüne üstlük bir de Fatoş Teyzemin oğlu Emre arayıp "anneee fırın bozuldu " demez mi . Oturup ağlayacaktım. Hemen aklıma " Söylesene anneme , senin bana çeyizim için aldığın fırını çıkarsın" dedim de. Orayı da öylece kurtarmış olduk..


Eve gelip hemen süslemeleri yaptım. Banner'ı bir gün önceden asmıştım. Fakat temizlik yapıldığı için çıkartıp tekrar yerine yerleştirdim.Balonları astım, balonları kurdeleyle bağlayıp ucuna fotoğrafları yerleştirdim. (eğerki böyle bir süsleme düşünüyorsanız , arkalı önlü yapışkan siyah bir bant var ondan almanızı tavsiye ederim o kadar iyi yapıştırıyor ki ertesi gün balonları çıkarırken boyayı da birlikte çıkardık:)) Evde bir anda karşıma çıkan pembe taşları serpiştirdim. Sağ ve solda duran mumlukların içerisine yapma beyaz ve pembe gül yerleştirip üstüne de fotoğraflarımızı yetleştirdim. Tepsim ve Magnetlerimi de yerleştirdikten sonra herşey hazırdı. (Aksilik bu ya sol da duran pembe balon gecenin sonuna doğru söndü ve düştü. Allahtan misafirlerimiz gittikten sonra oldu.. )


Hemen makyajımı yaptım , elbisemi ve ayakkabı giydim. Ojelerimi kırmızıdan yana kullandım. French yapacak kadar ne becerim var ne de vaktim :) 
İlk misafilerimiz Elif Teyzem ve Anneannemler oldu. Herkes çok beğendi fakat benim hala daha içime sinmeyen noktalar var gibi hissediyordum. Saçım olmamıştı,french sürdürememiştim. Allahtan makyaj konusunda biraz becerim vardı makyajım güzel olmuştu.


Sonrasında Nuray , Ömer abi ve Minik Ecrin geldi.. Biraz arkasından dostlarım Mehtap ve Havva geldiler.
Emine teyzem ve dayımlarda geldi biz tam takır kuru bakır evde beklemeye başladık.
Sevgilim mesaj attı "geldik " diye. Ben ayağa fırladım " gelmişler,gelmişler " diye. Herkes kendine çeki düzen verdi ve kapıya doğru ilerledik.


Heyecanlı bekleyiş başlamıştı. Önce Sevgilimin dedesi ve babası geldiler. Daha sonrasını inanın hatırlamıyorum :) Gelen geçeni öptüm ama kimi öptüm ne yaptım ne dedim bilmiyorum :)

                   

Nişan Çiçeğim ve Çikolatam

Çiçekler çok güzel kokuyordu. Kimileri yapma çiçek alıyor , kimileri gerçek çiçek. Fakat ben ne olursa olsun her zaman gerçek çiçekten yanayım. Onun o kokusu bir başka ya . Ayrıca çikolatalarım da çok lezzetliydi.. Kimisinde akışkan karamel vardı ye ye bayağı bir azalttım diyebilirim :)


Misafirlerimiz salona girdiler. Ben hemen mutfağa geçtim ki arkadaşım Mehtap ve Fatoş Teyzem kahveleri hazırlamaya başlamışlar. Eyvah eyvah kahveler oldu. Ben heyecandan götüremedim. O kadar aksilik yaşadık üzerine bir de kahveleri dökersem eyvah ki ne eyvah dedim. Bismillah diyerek yola koyuldum. Tıkır tıkır ilerledim önce Dedeye sonra Kayınpedere kahveleri verdim.Bayanlar sol köşede kaldılar bu yüzden Anneanneye ve Kayınvalideye geri dönüpte kahveleri veremedim. Baktım geri de dönemicem direkt sırayla Dayısı , Kuzeni ve tekrar Dayısına vererek tamamladım kahve faslını :) Allahtan arkamdan Teyzemler geliyordu da onlar da diğerlerine dağıttılar :)


Sevgilinin Tuzlu Kahvesini bile yapmak bana nasip olmadı ama götürmek elbette bana nasipti :) Sevgilim " sakın tuz koyma rezil ederim "desede ben kızların gazıyla bir kaç tane bakın gerçekten bir kaç tane tuz tanesi koydum. Gittim Sevgiliye kahveyi uzattım. Sevgilim kenarda sehbanın üzerine koydu.


O sırada ben mutfağa gittim geldim ki. Bakıyorum beni istiyorlar. Sevgilimin yanında ayakta durdum. (Zaten toplam salonda durduğum vakit o kadar kısıtlı ki anlatamam size o topuklularla sürekli ayakta durdum) İlhan amca " Vermiyorum " dedi (Bu arada söyleyim Annemin ikinci eşi İlhan amca kim diye düşünmeyin:)) Sevgilim kalktı" İyi akşamlar " dedi. Sonra İlhan amca güzel bir konuşma yaptı " herşeyden önemlisi saygı.." diye şu an sorsanız hatırlamıyorum. O sırada verdiler beni gitti :) El öpme faslı yaşandı...


Ailemizin en küçük kızı Ada olduğu için tepsiyi ona taşıttım.O kadar heyecanlıydı ki ben bile onun yanında öyle heyecanlı değildim :) Sürekli Teyzem'e "Anne bana söyle ne zaman diyeceğimi (makas kesmiyor) "deyip duruyor.







Yüzüklerimizi Serhat'ımın dedesi taktı.Kayınpeder makası eline aldı Ada " Makas kes-mi-yor " dedi.Öyle hoş kesmiyor dedi ki kesik kesik çıktı bir de gülüyordu. Sevgili elini cebine attı parayı çıkarıp tepsiye koydu ne oldu dersiniz Sevgilimin Kurdelesi çıktı. Yani aksilik olacak dedim ya bildiğiniz o kurdele çıktı ve nasıl çıktı anlamadım :) 



Yüzüklerimiz kesildi , el öpme faslı bitti. Takı merasimi başladı.Ben herkesin fotoğraflarını koymadım. Sırf fotoğraf makinesinde 200 tane , oradan buradan topladıklarımla birlikte 500 tane fotoğrafımız oldu diyebilirim :) Bunun yanında videolar da var. Tabi boyutları uzun olduğundan sadece Tuzlu Kahve Merasimi olarak video paylaştım o kadar :)


Kayınvalidem- Nişanlılar-Kayınpeder


Annem- Nişanlılar - İlhan Amca


Nişan Pastamız

Her ne kadar Sevgilimin E'si ile R'si birbirinden ayrılsa da pasta çok lezzetliydi. Şu gördüğünüz Pasta 30 kişilik ama inanın 60 kişi yerdi :)




Pasta keserken fotoğraflarımızın kenarlarında hep birileri çıkmış :( ki en güzel de bunlar olmuş ..Biraz üzüldüm ama ne yapalım buna da şükür hiç fotoğrafımızın olmamasından iyidir :)


Bu fotoğraf bulanıkta olsa benim çok hoşuma gitti. Minik Ecrin çekti o yüzden özellikle koymakta istedim.
Bu saatten sonra ne mi oldu. Yemekler yenildi , sohbet muhabbet edildi ve herkesi uğurlarken magnetleri dağıttım hepsi bu :) 2 saat veya 2.5 saat içinde çok şey yaşadım. Herkes derdi " Hiç birşey anlamayacaksın" diye gerçekten de öyle hiçbirşey anlamadım.. Bir ara yüzüklerimiz takılırken Sevgilime döndüm " Aşkım bu kadar mıydı ben hiçbirşey anlamadım " dedim :) Doğruya doğru inanın anlamıyorsunuz. Gece heyecandan uyuyamadım döndüm durdum Sevgiliye mesaj attım "Biz şimdi nişanlandık mı " diye :) İnsan inanamıyor..

Herşeyiyle çok güzeldi fakat unuttuklarımız oldu. Mesela bir dayımla fotoğraf çektirmeyi unutmuşuz, yüzükler kesilirken milleti öpmekten Sevgiliyle ikimiz birbirimizi öpmeyi unutmuşuz , pastayı kestik birbirimize yedirmeyi unuttuk :) Nişan çikolatamı bile ben dağıtamadım bir baktım dağıtılmış :) İnsan heyecandan herşeyi unutabiliyor. Allahtan bol bol fotoğraf çektirdikte en güzel yanı o oldu:)

Saygılar..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...